"Cam mum, gerçekleri ve irfanı temsil eder; nadir güzel ve hassas şeyleri. Bize, bir üstadın, nereye giderse gitsin ışık saçmak zorunda olduğunu hatırlatmak için mum şeklinde yapılmıştır ve bilginin tehlikeli olabileceğini hatırlatmak için keskindir. Bilge adamlar, bilgelikleri yüzünden kibir sahibi olabilir ama bir üstat daima mütevazi olmalıdır."
George R.R. Martin - Kılıçların Fırtınası Kısım 1'den
10 Ağustos 2014 Pazar
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Alerjik Rinit - Saman Nezlesi
Alerjik rinit; genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkan, hapşırık, burun tıkanıklığı, burun
akıntısı, burun kaşıntısı semptomlarıyla karakterize, burun mukozasının alerjik inflamatuar bir hastalığıdır.
Alerjik rinit kliniğini ilk olarak John Bostock (1773 – 1846) 1819 yılında “Case of a Periodical Affection of the Eyes and Chest” adlı çalışmasında tanımlamıştır. 1873 yılında Charles Harrison Blackley (1820 – 1900) alerjik rinitin altında yatan mekanizmayı ilk açıklayan kişi oldu. Bu dönemde hastalığa samanların neden olduğu düşünülmekteydi bu yüzden alerjik rinit saman nezlesi olarak tanımlanmıştı.

Alerjik rinit, atopik hastalıkların en sık görüleni olup, toplumun %10 – 20sinde görülen bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalık olmamasına rağmen sosyo-ekonomik olarak büyük kayıplar yaratmaktadır. İş gücü kaybına, okul performansında düşüklüğe neden olabilir.
Alerjik rinit IgE’ye bağlı bir alerjik reaksiyon sonucu ortaya çıkar. Solunum yoluyla alınan antijen, antiyen sunan hücrelerce Th hücrelere sunulur. Th hücrelerinden IL-4,5,9,13 GM-CSF gibi sitokinler salgılanır. IL-4 B hücrelerinin, IgE salgılayan plazma hücrelerine dönüşmesini sağlar. Plazma hücrelerinde üretilen IgE, mast hücrelerinin yüzeyine yerleşir. Aynı alerjene ikinci bir maruziyet sonrası, alerjen önceden duyarlanmış mast hücresi üzerindeki IgE moleküllerine çapraz olarak bağlanır ve mast hücresi histamin, proteazlar, lökotrienler, prostoglandinler, sitokinler gibi bazı mediatörleri salgılar.
Histamin alerjinin erken dönemindeki en önemli mediatördür. Vazodilatasyon, damar geçirgenliğinde artış, düz kas kontraksiyonu, artmış mukus sekresyonu, kaşıntıya neden olur. Bu da klinikte alerjinin erken dönem bulguları olan burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık, burun tıkanıklığına yol açar.
Lökotrienler gibi diğer mediatörler burun içi mukozaya eozonofil, nötrofil gibi inflamatuar hücrelerin gelmesine neden olur. Bu inflamatuar hücrelerin gelmesiyle alerjinin geç faz reaksiyonu oluşur.
Ağaç polenleri (Mart - Nisan), çimen polenleri (Mayıs - Haziran), yabani ot polenleri (Eylül
- Ekim), Alternaria, Aspergillus, Cladosporium gibi küf mantarları, ev içi mantarları, kedi köpek gibi
hayvansal alerjenler, halı yatak koltuk gibi yerlerde üreyen ev tozu akarları, böcekler alerjik rinite
neden olabilir.
Alerjik rinit; hapşırık, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun kaşıntısı semptomlarıyla karakterizedir. Bu semptomların yanında hastada gözlerde kaşıntı, sulanma, kızarıklık, kulak kaşıntısı, yumuşak damak-farenks kaşıntısı gibi semptromlar görülebilir. Alerjik rinit ile beraber rinosinüzit, konjonktivit, astım gibi hastalıklar bulunabilir.
Alerjik rinit tanısı alerji testleriyle konur bu testlerde amaç alerjene spesifik IgE’lerin varlığının gösterilmesidir. Bu amaçla en sık kullanılan test deri prick testidir. Deri prick testi ucuz, kolay uygulanabilir, spesifite ve sensivitesi oldukça yüksek olduğu için tercih edilir. Deri prick testi genellikle önkol iç yüzüne uygulanır. Negarif kontrol amacıyla SF, pozitif kontrol amacıyla histamin solüsyonu uygulanır. Alerjenlerin gösterdiği reaksiyon, kızarıklık ve kabarıklık çapına bakılarak değerlendirilir. Hastanın kullandığı ilaçlar (antihistaminikler), spesifik immunoterapi almış olması, mevsimsel değişiklikler, cilt testinin yeri, hastanın yaşı test sonucunu etkileyeceği için bu koşullara dikkat edilmelidir.
Temel tedavi alerjenden kaçınmaktır. Ev tozu
akarlarından sakınmak için kalın halı, peluş, tüylü oyuncak bulundurulmamalı, nevresim takımları
60°C üzerinde yıkanıp sık sık değiştirilmelidir. Polenlenme mevsiminde dışarı çıkmaktan sakınılmalı,
maske kullanılmalıdır. Ev hayvanları evde bulundurulmamalıdır.
İlaç tedavisi hastanın şikayetlerini azaltmak için kullanılır. Bu amaçla sistemik/lokal (burun içine) antihistaminikler, intranazal steroidler, burun tıkanıklığını gidermek için dekonjestanlar kullanılabilir.
Alerjik rinit kliniğini ilk olarak John Bostock (1773 – 1846) 1819 yılında “Case of a Periodical Affection of the Eyes and Chest” adlı çalışmasında tanımlamıştır. 1873 yılında Charles Harrison Blackley (1820 – 1900) alerjik rinitin altında yatan mekanizmayı ilk açıklayan kişi oldu. Bu dönemde hastalığa samanların neden olduğu düşünülmekteydi bu yüzden alerjik rinit saman nezlesi olarak tanımlanmıştı.

Alerjik rinit, atopik hastalıkların en sık görüleni olup, toplumun %10 – 20sinde görülen bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalık olmamasına rağmen sosyo-ekonomik olarak büyük kayıplar yaratmaktadır. İş gücü kaybına, okul performansında düşüklüğe neden olabilir.
Alerjik rinit IgE’ye bağlı bir alerjik reaksiyon sonucu ortaya çıkar. Solunum yoluyla alınan antijen, antiyen sunan hücrelerce Th hücrelere sunulur. Th hücrelerinden IL-4,5,9,13 GM-CSF gibi sitokinler salgılanır. IL-4 B hücrelerinin, IgE salgılayan plazma hücrelerine dönüşmesini sağlar. Plazma hücrelerinde üretilen IgE, mast hücrelerinin yüzeyine yerleşir. Aynı alerjene ikinci bir maruziyet sonrası, alerjen önceden duyarlanmış mast hücresi üzerindeki IgE moleküllerine çapraz olarak bağlanır ve mast hücresi histamin, proteazlar, lökotrienler, prostoglandinler, sitokinler gibi bazı mediatörleri salgılar.
Histamin alerjinin erken dönemindeki en önemli mediatördür. Vazodilatasyon, damar geçirgenliğinde artış, düz kas kontraksiyonu, artmış mukus sekresyonu, kaşıntıya neden olur. Bu da klinikte alerjinin erken dönem bulguları olan burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık, burun tıkanıklığına yol açar.
Lökotrienler gibi diğer mediatörler burun içi mukozaya eozonofil, nötrofil gibi inflamatuar hücrelerin gelmesine neden olur. Bu inflamatuar hücrelerin gelmesiyle alerjinin geç faz reaksiyonu oluşur.
Ağaç polenleri (Mart - Nisan), çimen polenleri (Mayıs - Haziran), yabani ot polenleri (Eylül
- Ekim), Alternaria, Aspergillus, Cladosporium gibi küf mantarları, ev içi mantarları, kedi köpek gibi
hayvansal alerjenler, halı yatak koltuk gibi yerlerde üreyen ev tozu akarları, böcekler alerjik rinite
neden olabilir.Alerjik rinit; hapşırık, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, burun kaşıntısı semptomlarıyla karakterizedir. Bu semptomların yanında hastada gözlerde kaşıntı, sulanma, kızarıklık, kulak kaşıntısı, yumuşak damak-farenks kaşıntısı gibi semptromlar görülebilir. Alerjik rinit ile beraber rinosinüzit, konjonktivit, astım gibi hastalıklar bulunabilir.
Alerjik rinit tanısı alerji testleriyle konur bu testlerde amaç alerjene spesifik IgE’lerin varlığının gösterilmesidir. Bu amaçla en sık kullanılan test deri prick testidir. Deri prick testi ucuz, kolay uygulanabilir, spesifite ve sensivitesi oldukça yüksek olduğu için tercih edilir. Deri prick testi genellikle önkol iç yüzüne uygulanır. Negarif kontrol amacıyla SF, pozitif kontrol amacıyla histamin solüsyonu uygulanır. Alerjenlerin gösterdiği reaksiyon, kızarıklık ve kabarıklık çapına bakılarak değerlendirilir. Hastanın kullandığı ilaçlar (antihistaminikler), spesifik immunoterapi almış olması, mevsimsel değişiklikler, cilt testinin yeri, hastanın yaşı test sonucunu etkileyeceği için bu koşullara dikkat edilmelidir.
Temel tedavi alerjenden kaçınmaktır. Ev tozu
akarlarından sakınmak için kalın halı, peluş, tüylü oyuncak bulundurulmamalı, nevresim takımları
60°C üzerinde yıkanıp sık sık değiştirilmelidir. Polenlenme mevsiminde dışarı çıkmaktan sakınılmalı,
maske kullanılmalıdır. Ev hayvanları evde bulundurulmamalıdır.İlaç tedavisi hastanın şikayetlerini azaltmak için kullanılır. Bu amaçla sistemik/lokal (burun içine) antihistaminikler, intranazal steroidler, burun tıkanıklığını gidermek için dekonjestanlar kullanılabilir.
Alerjen spesifik immünoterapi (Aşı tedavisi) hastanın duyarlı olduğu alerjenin belirli aralıklarla ve giderek
artan dozlarda verilerek bu alerjene karşı tolerans gelişmesini amaçlayan bir tedavi yöntemidir. İlk kez
1911’de Noon ve Freeman tarafından alerjik rinit tedavisinde kullanılmıştır. Alerjik etyolojiye sahip hastalıkların doğal seyrini değiştirmede etkili olan bir yöntemdir.
Yapılan bir çok çalışmada alerjik rinitin şiddeti ve hastanın ilaçlara olan ihtiyacının azaldığı
gösterilmiştir.
Alerjik Rinit
Etiketler:
alerji,
alerjik rinit,
kongre,
saman nezlesi,
tıp,
tıp fakültesi
26 Şubat 2014 Çarşamba
Carmina Burana - Carl Orff
Carmina Burana, 1803 yılında Münih'in güneyinde Bavyera bölgesindeki bir manastırda bulunmuş, ortaçağdan kalma (tahminen 13.yy) el yazmalarıdır. Bu yazıtlar 13. yy kültürel ve sosyal yapısını anlatır. Çoğu bölümleri ortaçağ latincesi, bazı bölümleri de ortaçağ almancası kullanılarak yazılmıştır. Müstehcen, kaba ancak samimi bir dili vardır. Talih, kader, aşk, sevgi, doğa, içki, eğlence gibi konular içerir. Bu yazıtlar Johann Andreas Schmeller tarafından düzenlenip 1847 yılında "Carmina Burana" (Beuern Şiirleri) adıyla yayınlanır.
Etiketler:
AASSM,
carl orff,
carmina burana,
İzmir Devlet Opera ve Balesi,
o fortuna
23 Şubat 2014 Pazar
Giuseppe Verdi - Aida
Dün Burcu ile Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde, İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği Verdi'nin Aida'sını izledik. Ben de burada Aida'yı anlatmak istedim.
Aida, Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın isteği üzerine, Giuseppe Verdi tarafından bestelendi. Prömiyeri 24 Aralık 1871'de Kahire'de yapıldı.
Karakterler:

Mısır Firavunu - bas
Aida - Habeşistanlı prenses, soprano
Amneris - Firavunun kızı, mezosoprano
Radames - Mısır başkomutanı, tenor
Amonasro - Habeşistan kralı, bariton
Ramfis - başrahip, bas
Ulak - tenor
Rahibe - soprano
![]() |
| Aida Afişi, 1908 Cleveland |
Aida, Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın isteği üzerine, Giuseppe Verdi tarafından bestelendi. Prömiyeri 24 Aralık 1871'de Kahire'de yapıldı.
Karakterler:

Mısır Firavunu - bas
Aida - Habeşistanlı prenses, soprano
Amneris - Firavunun kızı, mezosoprano
Radames - Mısır başkomutanı, tenor
Amonasro - Habeşistan kralı, bariton
Ramfis - başrahip, bas
Ulak - tenor
Rahibe - soprano
Etiketler:
AASSM,
Aida,
Giuseppe Verdi,
İzmir Devlet Opera ve Balesi
16 Şubat 2014 Pazar
İzmir Avrupa Caz Festivali
Türkiye’nin AB üyeliğinin sıkça konuşulmaya başlandığı dönemde İzmir Avrupa Caz Günleri olarak başlayan etkinlik, Gümrük Birliği’ne kabulümüzün ardından hızlanan süreç içinde kapsamı genişletilerek İzmir Avrupa Caz Festivali adını almıştır.
4- 20 Mart 2013 tarihlerinde 20’ncisini gerçekleştirdiğimiz Festivalin amacı, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kendi alanlarında önemli gelişmeler sağlamış caz sanatçılarını bir araya getirerek bu kültürü geniş kitlelere yaymaktır. İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Hollanda, Polonya’dan gelen caz sanatçıları İzmirli caz severlerle buluşurken, çok sayıda genç izleyici Avrupa Cazını dinlemek, anlamak, öğrenmek ve sevmek fırsatını bulmaktadır.
İzmir Avrupa Caz Festivali’nin en büyük farkı, eğitim ağırlıklı olmasıdır. Festivale konser vermek için gelen sanatçılar atölye çalışmaları ve ustalık sınıflarıyla İzmirli genç sanatçılara birikimlerini aktarmaktadır. Atölye çalışmalarına katılan başarılı gençlerden ikisi Siena Caz Vakfı ve İKSEV işbirliği ile İtalya’da Siena Yaz Caz Ustalık Sınıfları kurslarına burslu olarak katılmaktadır. Bugüne kadar 18 genç bu olanaktan yararlanmıştır. Ayrıca festivalin resmi afişi, son 11 yıldır, yine genç tasarımcılara yönelik düzenlenen ve tüm Türkiye’den yeteneklerin katıldığı Caz Afiş Yarışması ile seçilmektedir.
İKSEV
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



